Haber

Eğitim-İş Trabzon Şubesi: “Vakıf Maskesi Takan Tarikatlar, MEB Protokolleri Üzerinden Eğitimde Cirit Atmaya Devam Ediyor”

ESRA IŞIK PERVAN

Eğitim-İş Trabzon Şube Başkanı Tamer Özlü, “Dernek ve vakıf maskesi takan tarikatlar, tüm skandallara rağmen MEB protokolleri üzerinden eğitimde çıldırmaya devam ediyor. Eğitimdeki bu gerici hamleler, 28 Mayıs seçimleriyle birlikte hızlandı. Eğitim almamış din görevlilerinin gönderilmesi bunun en somut örneği oldu” dedi.

Eğitim-İş Trabzon Şubesi, okullarda ruhani danışman atanmasını öngören ÇEDES projesini Meydan Park Atatürk Anıtı önünde protesto etti. Şube Başkanı Tamer Özlü, “Eğitime ve çocuklarımıza sahip çıkıyoruz. Uyarıyoruz! Eğitimin ülkenin birincil sorunu olduğunu hatırlatıyor, uyarılarımıza kulak verilmemesi ve adım atılmaması durumunda eylemimizin artarak devam edeceğini beyan ediyoruz.” eğitimle ilgili sorunları çözmek için tüm vatandaşlarımızı bu mücadeleye destek olmaya davet ediyoruz!” Bu aydınlanma mücadelesidir. Bu mücadele, istikbal mücadelesidir” dedi. Tamer Özlü, şunları söyledi:

“EĞİTİMDEKİ BU TERS HAREKETLER SEÇİMLER BİTTİKTEN SONRA HIZLANDI”

Her yeni eğitim döneminde “Bundan daha kötü ne olabilir” sorusuna “Bu kadar olmaz” dedirten iktidar, 2022-2023 eğitim öğretim yılında da bu geleneği bozmayarak, ülke eğitimde geçirilen yılları daha parlak gösteren bir dönem yaşıyor. Gerici ve niteliksiz politikalar dozunu artırmış, ekonomik krizin eğitime yansıması da bu kuşatmaya eklenmiştir. Bugün çocuklarımız kantinden kadeh bile alamıyor, okullardaki musluklardan pis su içemiyor. , kalabalık sınıflara mahkûm edilmiş, aileleri varlıklı öğrenci iken, mesleki eğitim adı altında çocuk personel olarak başkente takdim edilmiştir. Fakir öğrenci ile fakir öğrenci arasındaki uçurum açılırken, eğitim emekçileri açlığa mahkum edilirken, 1 milyona yakın atıl öğretmen varken, şimdi de çocuklarımız eğitim dışı kurumların kucağına atılmaya çalışılıyor. devam ediyor. Eğitimdeki bu gerici atılımlar 28 Mayıs seçimleri biter bitmez hızlanmış ve pedagoji eğitimi almayan din görevlilerinin başta İzmir ve Eskişehir olmak üzere birçok ildeki devlet okullarına gönderilmesi bunun en somut örneği olmuştur. Seçimin ardından İstanbul’da Bilal Erdoğan liderliğinde olduğu bilinen TÜGVA’ya 238 okul tahsis edildi ve TÜGVA bünyesinde imzalanan protokolle ‘manevi danışmanlar’ adı altında okullara imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri verildi. Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES) kapsamında. Uzman ve Kuran kursu eğitmeni atanması çok başlı eğitimin artacağının net sinyallerini verdi.

“ÇEDES PROTOKOLÜ HUKUKSUZDUR”

Alanında uzman eğitimciler varken, konuyla ilgisi olmayan kişi ve yapıları eğitim sistemimize sokmak kamu kaynaklarının israf edilmesidir. Eğitim-İş olarak, Anayasamıza, yasa ve yönetmeliklerimize açıkça karşı çıkarak; Laik ve bilimsel eğitime taban tabana zıt olan ÇEDES protokolünü yargıya taşıdık. Bugün burada ve Türkiye genelinde eğitim dışı kurum, irtica dernek ve vakıflarla imzalanan protokol ve projelere karşı ‘Çocukları korumak vatanı korumaktır’ anlayışıyla sahadayız. Tüm vatandaşlarımıza sesleniyoruz, bu protokolü hep birlikte reddedelim! Eğitime ve geleceğimiz olan çocuklarımıza sahip çıkalım çünkü ÇEDES protokolü yasa dışıdır. Anayasamız, makalelerimiz ve yönetmeliklerimiz açıkça geleneksel değil. ÇEDES protokolü tehlikeli olduğu için laik ve bilimsel eğitime taban tabana zıttır. Eğitim bilimi ve pedagojisinden habersiz, çocuklarımıza nasıl yaklaşacağını bilmeyen yetişkinleri okullara getirmek travmatik etkiler yaratacaktır. ÇEDES protokolü, öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının mesleki prestijine bir hakarettir. Eğitim, eğitimcilerin işidir. Okul yöneticilerine sesleniyoruz; Okullarda eğitim faaliyetlerinin yasal çerçevede yürütülmesi sizin sorumluluk alanınızdır. Sandalyenize değil, müdürün arkasında asılı duran fotoğrafına bakın ve bu protokolleri reddedin.

“ÖĞRENCİLERİMİZ BAŞÖĞRETMENİN KAYDI OLANLARDIR”

Eğitim emekçilerine sesleniyoruz; Sevgili meslektaşlarımız, öğrencilerimiz bize Başöğretmenimizin emanetidir. Onları laikliğe aykırı uygulamalara bırakmayın. Hiç kimsenin kursunuzu yarıda kesme, kaçırma veya öğrencileri kurstan çıkarma hakkı yoktur. Önce öğrencileriniz, sonra mesleki prestijiniz için bu tıbbi girişimleri reddedin! Anne babamızı çağırırız; Eğitim adı altında çocuklarınızı hem ruhen hem de bedenen güvende hissettirmeyecek hiçbir uygulamayı kabul etmek zorunda değilsiniz. Onların geleceği için bu protokolü reddet! Bu eğitim-öğretim yılı, hem mesleki prestij akışı hem de satın alma gücünün düşmesi nedeniyle eğitim çalışanları için de karanlık bir dönem oldu. Mesleğe hakaret niteliğindeki Öğretmenlik Meslek Kanunu, sömürülen öğretmenleri sözleşmeli, bedelli, haksız sıfatlarla takım adı altında bir kez daha ayrıştırmıştır. Ayrıca YÖK tarafından alınan kararla eğitim fakülteleri dışında farklı alanlarda öğrenim gören öğrencilerin pedagojik formasyon eğitimini “seçmeli ders” olarak almalarının önü açılmış; Bu şekilde eğitim sıradanlaştırılmaya çalışılmış ve ataması yapılmayan öğretmenlere bir haksızlık daha yapılmıştır. Anayasal bir hak olan garantili istihdamı öldüren ücretli ve sözleşmeli öğretmenliğin utancı devam etmiş, ekonomik kriz nedeniyle öğretmenlerin büyük çoğunluğunun ücretle ödediği ücretler açlık sınırının oldukça altında kalmıştır. Artan hayat pahalılığı nedeniyle eğitim emekçilerinin aldığı fiyatlar öyle bir seviyeye düştü ki, ay sonuna yetişmek bile mümkün değil. Eğitim emekçileri artık geçimini sağlayamaz, nefes alamaz, kendini işine veremez hale geldi.

“BU MÜCADELE AYDINLATMA MÜCADELESİDİR”

Bu şekilde gidemez! Dünyada Başöğretmen ünvanına sahip bir cumhurbaşkanı tarafından kurulan tek ülke olan Türkiye Cumhuriyeti’nde eğitim ve öğretim çalışanları bu kadar değersizleştirilemez. Eğitim-İş olarak bu küstah kuşatmaya “dur” demek için bir kez daha harekete geçiyoruz. Yoksulluk sınırının altında kalan ücretlerimizin enflasyon karşısında sürekli erimesini protesto etmek, mesleki itibarımıza yönelik saldırılara ve haklarımızı gasp etme girişimlerine karşı çıkmak, gerici ve piyasacı olanlara dikkat çekmek. Eğitim sistemimize çöken karanlığa, çocuklarımızın eşit ve kaliteli eğitim hakkının gasp edilmesine karşı durmak, Eğitim dışı kurumların, tarikatların girişimlerine boyun eğmeyeceğimizi göstermek için Türkiye’nin her yerinde sahadayız. derneklerin maskesini takmak, sistemli bir şekilde eğitime dahil olmak. Eğitimi ve çocuklarımızı önemsiyoruz. uyarıyoruz! Eğitimin ülkenin en önemli sorunu olduğunu hatırlatıyor, uyarılarımıza kulak verilmediği ve eğitimle ilgili sorunların çözümlenmesine yönelik adımlar atılmadığı takdirde eylemlerimizin artarak devam edeceğini belirtiyor ve tüm vatandaşlarımızı bize destek vermeye davet ediyoruz. ! Bu bir aydınlanma çabasıdır. Bu çaba gelecekteki çabadır. Bu çaba bizim çabamızdır.”

Kaynak: ANKA / Yerel

kovancilarhaber.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu